3. Bölüm - KURAN'DA TEMEL KAVRAMLAR
Kuran'ı okurken günlük hayatımızda alışık olduğumuz, kullandığımız birçok kavramın
ayetlerde de sık sık yer aldığını, bunların üzerinde önemle durulduğunu görürüz.
Bu kavramların Kuran'ın anlaşılmasında ve hayata geçirilmesinde kilit rolleri vardır.
Akıl, sabır, sadakat, inkar, nimet, hikmet, vs. bu kavramlardan bazılarıdır.
Ancak bu kavramların çoğu günlük hayatımızda gerçek anlamlarından daha farklı anlamlarda
kullanılırlar. Bu nedenle, özellikle Kuran'ı yeni okumaya başlayan bir kişi, bu
kavramları gündelik yaşamda kullanılan anlamlarıyla algılamaya kalkarsa Kuran'ı
gerektiği gibi kavrayamaz.
Bir örnek olarak "akıl" kelimesini ele alalım. Akıl halk arasında, zeka, kurnazlık,
uyanıklık, iş bitiricilik veya bunlara benzer özellikleri ifade etmek için kullanılır.
Halbuki Kuran'da bahsedilen aklın bu kavramlarla hiçbir benzerliği yoktur. Kuran'a
göre, akıl yalnızca müminlere mahsus olan bir meziyettir ve kişinin imanı ve takvası
oranında artar veya azalır. Akıl, müminin, Allah'ın en çok razı olduğu, en doğru
tutum ve davranışları sergilemesini, Allah'ın sınırlarını korumada, Kuran'ın emir
ve yasaklarına uymada tam bir titizlik göstermesini, Allah'ı gereği gibi takdir
edebilmesini, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt edebilmesini, en güzel ahlakı
edinmesini, her konuda en doğru kararı vermesini, en isabetli tercihi yapmasını,
ahireti için en faydalı ve en güzel bir biçimde hareket edebilmesini sağlayan bir
yol göstericidir.
Dini inkar eden bir kişide ise, ne kadar zeki olursa olsun, akıl yoktur. İnkarcı
bir insan en fazla zeka ile hareket edebilir. İmanı olmadığı için aklın ya da akletmenin
nasıl bir şey olduğunu bilemez. Yalnızca aklın, zekayla eş anlamlı bir kelime olduğunu
zanneder. Kimisi de kelimeye biraz fark katarak aklın zekayla birlikte, olgunluk
ve ağırbaşlılık gibi vasıflar da içerdiğini düşünür. Gerçekte ise, inkarcıların
en zeki, en olgun, en tecrübeli, en ağırbaşlı olanında bile akıl mevcut değildir
Kuran'da geçen aklı yukarıda bahsettiğimiz yanlış biçimiyle algılayan bir kişi ise
ayetlerden, kastedilenden çok farklı, çok yanlış anlamlar çıkarabilir. Kafasında
Kuran'da belirtilenden bambaşka bir model oluşabilir. Kimi zaman bu yanlış anlayışın
boyutları kişiyi tamamen sapkın bir inanç ve düşünceye sürükleyecek derecede ciddi
de olabilir. Aynı durum diğer kavramlar için de geçerlidir.
İşte, Kuran'ın hakkıyla ve en doğru bir biçimde anlaşılması, kalbe yerleşmesi ve
uygulanabilmesi için Kuran'da geçen bu temel kavramların ne anlamda ve ne maksatla
kullanıldıklarını, ne tür hikmetler içerdiklerini doğru olarak bilmek şarttır.
Bu çalışmada,
Kuran'da en sık geçen kavramlar, içlerinde geçtikleri çeşitli ayetlerin ışığında
incelenerek, bunların genel olarak ve özel durumlarda hangi anlamlarda ve ne gibi
hikmetler doğrultusunda kullanıldıkları açıklanmaya çalışıldı. Elbette ki herşeyin
en doğrusunu Allah bilir.